Karadeniz’in önemli kentlerinden Giresun’da planlanan madencilik faaliyetlerine yönelik tepkiler her geçen gün artıyor. Özellikle meslek odaları, çevre örgütleri ve üreticiler, projelerin bölgenin doğal yapısı ve ekonomik dengesi üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiler konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bu kapsamda TMMOB Mimarlar Odası Giresun Şubesi tarafından yayımlanan kapsamlı değerlendirme raporu, tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Raporda, Giresun’un yalnızca doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda güçlü tarımsal üretimi ve köklü kültürel mirasıyla da korunması gereken stratejik bir alan olduğu vurgulandı.
EKONOMİK DENGE VE FINDIK GERÇEĞİ
Raporda öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri, Giresun’un Türkiye ekonomisindeki kritik rolü oldu. Verilere göre kent, Türkiye’nin toplam fındık üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor. Bu oran, Giresun’u dünya fındık piyasasında önemli bir merkez haline getiriyor.
Uzmanların yaptığı ekonomik analizlere göre, fındık üretimi uzun vadede sürdürülebilir ve istikrarlı bir gelir kaynağı sunuyor. 10 yıllık süreçte yaklaşık 12 milyon dolarlık ekonomik katkı sağladığı belirtilen tarım sektörü, bölge halkının temel geçim kaynağı olmayı sürdürüyor.
Buna karşın, planlanan madencilik faaliyetlerinden elde edilecek ekonomik katkının aynı süre zarfında yalnızca yaklaşık 2 milyon dolar seviyesinde kalacağı ifade ediliyor. Bu tablo, kısa vadeli kazanç ile uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirlik arasında ciddi bir çelişkiye işaret ediyor.
TARIM, DOĞA VE YAŞAM ALANLARI RİSK ALTINDA
Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli konu ise madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri. Uzmanlar, yapılacak çalışmaların yalnızca ekonomik değil, ekolojik açıdan da geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Madencilik faaliyetlerinin;
- Fındık ve çay üretim alanlarını olumsuz etkileyebileceği,
- Bölgedeki arıcılık faaliyetlerinde verim kaybına yol açabileceği,
- Doğal yaşam alanlarını tahrip ederek biyolojik çeşitliliği azaltabileceği,
- Turizm potansiyelini zayıflatabileceği
gibi riskler barındırdığı ifade ediliyor.
Özellikle Karadeniz’in hassas ekosistemi göz önüne alındığında, yapılacak müdahalelerin uzun vadede telafisi güç zararlara yol açabileceği vurgulanıyor.
“BU BİR TERCİH MESELESİ”
Raporun en dikkat çeken ifadelerinden biri ise “Bu bir tercih meselesidir” cümlesi oldu. Bu vurgu, karar vericilerin önünde iki farklı kalkınma modeli bulunduğunu ortaya koyuyor:
- Kısa vadeli ekonomik kazanç sağlayan madencilik faaliyetleri
- Uzun vadeli, sürdürülebilir tarım ve doğa temelli kalkınma yaklaşımı
Uzmanlar, ikinci seçeneğin hem çevresel hem de ekonomik açıdan daha sağlıklı bir gelecek sunduğunu belirtiyor.
GÖZLER KARAR VERİCİLERDE
Giresun’da giderek büyüyen bu tartışma, kamuoyunun da gündeminde üst sıralara yerleşmiş durumda. Bölge halkı, üreticiler ve sivil toplum kuruluşları, alınacak kararların yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de doğrudan etkileyeceğine dikkat çekiyor.
Süreçte hem yerel yönetimlerin hem de merkezi idarenin nasıl bir yol haritası çizeceği merakla beklenirken, Giresun’un doğal zenginlikleri ile ekonomik geleceği arasındaki dengeyi koruyacak adımların atılması gerektiği yönündeki çağrılar giderek güçleniyor.










