Genel Haberler-Osmanlı’nın son büyük kalkınma projelerinden biri olarak kabul edilen Hicaz Demiryolu, yaklaşık bir asır sonra yeniden gündemde. Türkiye’nin öncülüğünde yürütülen temaslar ve bölgesel iş birlikleri sayesinde “Modern Hicaz Demiryolu” projesi, Ortadoğu’nun ulaşım ve ticaret haritasını değiştirebilecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor.
Ulaştırma alanında son dönemde hız kazanan diplomatik görüşmeler kapsamında Türkiye, Suriye ve Ürdün arasında gerçekleştirilen teknik toplantılarda tarihi hattın yeniden işler hale getirilmesi konusunda önemli mutabakatlar sağlandı. İlk etapta Türkiye’den Halep’e uzanacak bağlantının kurulması, ardından Halep-Şam-Ürdün hattının modernize edilmesi ve ilerleyen süreçte Suudi Arabistan’a kadar uzatılması planlanıyor.
TARİHTEN GELECEĞE UZANAN HAT
Hicaz Demiryolu’nun hikâyesi 1900 yılında Sultan II. Abdülhamid’in emriyle başladı. Şam’dan Medine’ye kadar uzanan demiryolu hattı, dönemin en büyük mühendislik projelerinden biri olarak kabul edildi. Yaklaşık sekiz yılda tamamlanan hat, Medine’ye kadar ulaşarak Osmanlı’nın Arap Yarımadası üzerindeki ulaşım ağını güçlendirdi.
Demiryolunun temel amacı yalnızca ulaşım değildi. Hac yolculuklarını kolaylaştırmak, bölgedeki ticareti geliştirmek, askerî sevkiyatları hızlandırmak ve Osmanlı’nın uzak eyaletlerle bağını kuvvetlendirmek de projenin temel hedefleri arasında yer aldı.
Demiryolunun hizmete girmesiyle birlikte Şam’dan Medine’ye haftalar süren yolculuk birkaç güne kadar düştü. Daha önce yaklaşık 40-50 gün süren hac yolculukları 4-5 güne kadar inerken, güvenlik riskleri ve maliyetler de önemli ölçüde azaldı.
MÜSLÜMAN DÜNYASININ ORTAK PROJESİYDİ
Hicaz Demiryolu’nu diğer projelerden ayıran en önemli özelliklerden biri finansman modeliydi. Hat, büyük ölçüde İslam dünyasından gelen bağışlarla inşa edildi. Osmanlı topraklarından Hindistan’a, Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya kadar milyonlarca Müslüman projeye maddi destek verdi.
Bu nedenle tarihçiler Hicaz Demiryolu’nu yalnızca bir ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda İslam dünyasının ortak dayanışma projesi olarak değerlendiriyor.
SAVAŞLAR VE İSYANLAR HATTI DURDURDU
Ancak demiryolunun parlak dönemi uzun sürmedi. Birinci Dünya Savaşı sırasında hatta yönelik saldırılar arttı. Özellikle Arap İsyanı sırasında birçok köprü ve istasyon tahrip edildi. Savaşın ardından Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla birlikte hat farklı ülkelerin sınırları içerisinde kaldı ve bütünlüğünü kaybetti.
Bugün Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve İsrail sınırları içerisinde kalan birçok bölüm ya tamamen kullanılmaz hale geldi ya da sınırlı ölçekte işletilmeye devam etti.
MODERN HİCAZ DEMİRYOLU NEDEN ÖNEMLİ?
Uzmanlara göre modern proje yalnızca nostaljik bir girişim değil. Türkiye’den başlayarak Suriye ve Ürdün üzerinden Körfez’e uzanacak yeni demiryolu koridoru;
• Bölgesel ticaret hacmini artırabilecek,
• Karayolu taşımacılığına alternatif oluşturabilecek,
• Körfez ülkeleri ile Türkiye arasındaki lojistik maliyetleri düşürebilecek,
• Turizm ve hac organizasyonlarına yeni imkanlar sağlayabilecek,
• Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projeleri destekleyebilecek.
Özellikle Suriye’de istikrarın yeniden sağlanmasıyla birlikte hattın ekonomik değeri daha da artmış durumda.
TÜRK MÜHENDİSLİĞİ ÖN PLANDA
Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türk mühendislerinin üstleneceği rol. Türkiye son yıllarda hızlı tren, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi büyük ölçekli ulaşım projelerinde elde ettiği tecrübeyi bölgesel projelere taşımayı hedefliyor.
Uzmanlar, Modern Hicaz Demiryolu’nun tamamlanması halinde yalnızca tarihi bir mirasın canlandırılmış olmayacağını, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel ulaştırma merkezi olma hedefinin de önemli ölçüde güçleneceğini ifade ediyor.
BİR DEMİRYOLUNDAN DAHA FAZLASI
Yaklaşık 126 yıl önce Osmanlı mühendisleri ve işçilerinin çölde büyük fedakârlıklarla inşa ettiği Hicaz Demiryolu, bugün yeniden bölgesel entegrasyonun sembolü olmaya hazırlanıyor. Eğer planlanan aşamalar başarıyla tamamlanırsa, bir zamanlar Medine’ye ulaşan o tarihi raylar, bu kez 21. yüzyılın teknolojisiyle Türkiye’den Körfez’e uzanan yeni bir ekonomik ve stratejik koridorun omurgasını oluşturacak.Genel Haberler












