1925’te kurulan İsviçre merkezli perakende devi Migros, klasik süpermarket zincirlerinden oldukça farklı bir iş modeline sahip. Kurucusu Gottlieb Duttweiler tarafından geliştirilen sistem, “maksimum kâr” anlayışı yerine toplumsal faydayı merkeze alan bir ekonomik yaklaşımı temsil ediyor. Bu model neredeyse bir asırdır uygulanıyor ve şirket bugün hâlâ ülkenin en büyük perakendecilerinden biri.
Alkol ve tütün satışına uzun yıllardır izin verilmiyor
Migros’un en dikkat çeken kurallarından biri, ana mağazalarında alkol ve tütün ürünlerinin satılmaması. Bu politika 1928’de kooperatif tüzüğüne eklendi ve bugüne kadar değişmedi.
2022’de yapılan bir oylamada yasağın kaldırılması gündeme gelse de kooperatif üyelerinin yaklaşık yüzde 80’i uygulamanın devam etmesini tercih etti.
2026 itibarıyla Migros tabelası taşıyan mağazalarda:
- alkol satışı yapılmıyor
- tütün ürünleri bulunmuyor
Şirketin sahip olduğu bazı yan markalarda ise bu kural geçerli değil. Örneğin indirim zinciri Denner alkol satışı yapabiliyor.
Sahibi müşteriler olan bir şirket
Migros’un yapısı klasik bir anonim şirketten farklı. Şirket, bir kooperatif olarak faaliyet gösteriyor ve gerçek sahipleri yatırımcılar değil müşteriler.
2025 itibarıyla yaklaşık 2,28 milyon kişi Migros kooperatifinin üyesi. Bu rakam İsviçre nüfusunun önemli bir bölümüne karşılık geliyor.
Üyeler:
- şirket yönetimi için oy kullanabiliyor
- bazı stratejik kararlarda söz sahibi olabiliyor
Ancak üyeler temettü almıyor. Migros elde ettiği kârı hissedarlara dağıtmak yerine başka alanlara yönlendiriyor.
Kâr bilinçli şekilde sınırlanıyor
Migros yönetimi şirketin kâr marjını yüksek tutmayı hedeflemiyor. Perakende faaliyetlerinde kâr oranı genellikle yaklaşık yüzde 5 civarında tutuluyor.
Bu seviyenin üzerinde oluşan fazla kazanç çoğu zaman:
- fiyat indirimleri
- çalışanlara yönelik destekler
- toplumsal projeler
gibi alanlara aktarılıyor. Son yıllarda Migros’un İsviçre’de yüz milyonlarca frank değerinde kalıcı fiyat indirimi açıklaması da bu yaklaşımın bir sonucu.
Gelirin %1’i kültür ve topluma
Migros’un sosyal sorumluluk anlayışının en önemli örneklerinden biri 1957’de başlatılan Migros Kulturprozent programı.
Bu sistemde şirket, yıllık gelirinin yüzde 1’ini kültür ve toplumsal projelere ayırıyor. Fon sayesinde her yıl çok sayıda girişim destekleniyor:
- konser ve sanat etkinlikleri
- eğitim programları
- gençlik projeleri
- çevre ve toplum girişimleri
2026 itibarıyla bu programın yıllık bütçesi yaklaşık 121 milyon İsviçre frangına ulaşıyor.
“Yeterince kâr” anlayışı
Ekonomi çevrelerinde Migros modeli çoğu zaman “sosyal kapitalizm”in en başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Şirketin temel yaklaşımı kârı mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarmak değil, sürdürülebilir ve makul bir kâr elde etmek.
Bu sayede:
- müşteriler daha uygun fiyatlarla alışveriş yapabiliyor
- kültür ve toplum projeleri destekleniyor
- şirket uzun vadede istikrarlı biçimde büyümeye devam ediyor
- yılını 2025’te kutlayan Migros, önümüzdeki yıllar için de aynı değerleri korumayı hedefliyor.
Belki de bu model, şirketlerin yalnızca kâr üretmek zorunda olmadığını hatırlatıyor. Doğru yapı kurulduğunda bir işletme hem büyük hem de topluma duyarlı olabilir; hem kazanç sağlayabilir hem de adil bir sistemin parçası olabilir.











